Beni içinde bulunduğum coğrafyanın hava durumu ilgilendirir.
Yarın yine bugün yaşadığım kentte olacaksam, Miami’de hava nasılmış, bana ne?
Ama ve fakat, Amerikan ordusunun iç haberleşme ihtiyacı için icad ettiği ve artık amacı ilk hedefinden taşıp bu satırları okuyan herkesin içerisinde yer aldığı “sanal – siber” bir ortamda olduğuma göre, buranın “hava durumu” ile yakından ilgilenmem garipsenmemelidir.
Türk, Fransız, İspanyol, Japon, Kore’li, Afrika’lı, Amerika’lı… olup olmamam önemsizdir bu noktada.
“Ortak” bir ortamdır burası.
Komünizmin iflas ettiği, sosyalizmin kapanın elinde kaldığı ve dinin – imanın para – rant olduğu bu dünyada, “genele açık” hemen hemen tüm platformların “maksimum gelire” endeksli olduğu gerçeğini yadsımak mümkün mü?
“imeem”in de amacı bellidir:
Dünyanın her bir köşesinden, müzik ile ilgili insanları “çekmek”, müzik piyasasını küresel bir pazara çevirmek ve bu pazarın mümkün olduğunca büyük bir bölümünü ele geçirmek.
Katılımcı – kullanıcı sayısı ne kadar artarsa, bizlerin sayfaları o kadar değerli birer reklam mecrası oluyor, hepimizin alanları bir yandan birer reklam duvarı ve hepimiz diğer yandan birer potansiyel reklam hedefi oluyoruz.
O halde,
70 milyonluk bir ülkeden, gözardı edilemeyecek muhteşemlikteki bir pazardan katılan bizler, burada misafir değil, ana oyuncuların en önemlilerindeniz.
Son hedef bellidir ama oyunu tersine çevirebilir, bu mecrayı ülkemiz çıkarlarına uygun olarak da kullanabiliriz.
Yapılması gereken, kişisel popülarite kaygılarından uzak durmak, “gaza” gelip birbirimizi incitmeden, tam aksine “birbirimize destek olmak”tır.
Tüm dünyaya açık bu platformu lehimize çevirme çabaları yerine, bireysel kavgalara, kaprislere kapılmak ve de hele içinde yetiştiğimiz toplumun diğer bireylerinden kendimizi daha batılı, daha modern, daha üstün göstermeye çalışarak kendi insanlarımızı - anlamını tam da bilmeden - “arabesk olmakla” yaftalandırmak, acımasızca eleştirmek…
Bana “ters” geliyor.
Biz, ne isek oyuz. Eğer kendi toplumumuzdan yana bir şikayetimiz varsa, önce kendimize sormalıyız:
“Peki, ben komşumu, arkadaşımı yanlışından vazgeçirmek, daha ileriye götürebilmek için ne yaptım?”
Yanıtımız “ama ben hep söyledimdi, yazdım, eleştirdimdi..”den öteye gitmiyorsa ve ortamın hava durumunu beğenmiyorsak,
..varsa bildiğimiz daha iyi bir yer..
.. neysse, susayım!
*** * ***
Zaten ben…
NTV’nin “hava durumu” programları sorumlusu olan Yüksek Meteoroloji Mühendisi Gökhan Babur’un eski bir müzisyen olduğunu, 1975 yılında Eurovision Şarkı Yanrışması’nda sözleri Çiğdem Talu, bestesi Selmi Andak’a ait “Bir Gün Karşılaşırsak” isimli parçayla yarı finale kaldığını yazacak, anılarımı tazeleyecektim!
Hatta, o parçayı yükledim ama yine otuz saniye engeline takıldı. Bir başka şarkısı (hem daha da güzel mi, ne? üstelik benim "yerel hava durumuma" daha da uyanı..) imeem'de varmış. İşte burada:
Bu vesile ile, bir zamanların unutulmaz isimlerinden, eğer ertesi günkü tahmininde yağış öngörüyorsa, ekrana elinde şemsiyesiyle çıkan Ali Esin’i rahmetle anıyor ve yazımı aklımda - anılarımda yer alan bir başka hava durumu sunucusu Hülya Uğur'un klişeleşmiş sözleriyle bitiriyorum:
“Havalar nasıl olursa olsun, sizin havanız iyi olsun...”
Hadi bakalım!