login
The yagmurlubirgunicingulumse Group

About

Description
anlatamadıklarımsın... !!!

Birgün sessizliğim oluyor,
boğuyorsun kelimeleri içimde...
Birgün çığlığım oluyor, döküyorsun içimdeki kırıntıları düşüncesizce…
Bazen yalnızlığımsın, içinde kaybolduğum…
Bazen kaçmak istediğim duygularım…
Korkuyorum senden…
Belki de alıştığım sensizlikten…
Bir geliyorsun, bir gidiyorsun…
Gözlerimde göremediğimsin…
Yüreğimde bulamadığımsın…
Sen, bende bilinmeyensin ! Ve sen,
Anlattıklarımdan çok anlatamadıklarımsın…
Bağladım elimi kolumu, çaresizliğim yüreğimin düğümü….
S en,
U nutulan
S en,
T ükenen
U mutlarımsın…
M utluluğu taşıyamayansın !(alıntı)...
------------------------------------------
tell ... !

My silence is a day,
Are the words drown in me ...
My day is screaming, do you put me on the slapdash crumbs ...
Sometimes, my loneliness, I lost ...
Sometimes the feelings you want to run away ...
I'm scared ...
Maybe they've used without you ...
A coming, do a go ...
See in my eyes ...
Find my heart ...
You, you got the unknown! And you,
Tell tell very ...
I connect my arm my hand, I despair of my heart ... node.
You,
The Forgotten
You,
Fading
Hope ...
Move Happiness (excerpts)
Basic
date created
Aug 21st, 5:27am
creator
group privacy
public
Custom
Yusuf
yagmurlubirgun...

Blog Posts

blog post Bulutla Yıldız...
Category: Bulutla Yıldız...
Posted: Aug 25, 2009 at 10:37 AM
By yagmurlubirgun
yagmurlubirgun
BULUTLA YILDIZ

Bir zamanlar gökyüzünde birbirlerini
gerçekten çok seven bir bulutla yıldız vardı...
Bulut gökyüzünün en şeker, en pembe bulutu
yıldızsa; en parlak, umudu en çok yansıtan yıldızıydı...

Gökyüzündeki her varlık onların sevgisini kıskanırdı...
Tatlı bir kıskançlıktı onlarınkisi... Ama biri vardı ki;
bulut ve yıldızın ayrılmalarını yürekten istiyordu...
Hem de yıldızın en yakın arkadaşı olmasına rağmen...

Bulut biraz saftı, kimseyi kıramazdı...
Yıldızsa bulutu için elinden gelen her şeyi yapabilir,
herkese meydan okuyabilirdi... Zaten onun için
bir bulutu bir de çok sevdiği dostu peri vardı...
Bir derdi olduğunda gider periye anlatırdı...
Nereden bilebilirdi ki, perinin bir gün bunların hepsini
yıldızla bulutun ayrılmalari için kullanacağını?

Bir gün nazar değdi bulutla yıldıza...
Hiç yoktan bir sebepten tartıştılar.
Bulut, çekti gitti, hatalı olmasına rağmen.
Yıldızsa "Nasılsa bulutum beni seviyor,
dönecektir." diye düşündü... Fakat hiç bir şey
beklendiği gibi gitmedi... Bulut dönmedi.
Kim bilir, belki de cesaret edemedi dönmeye.
Tek bir gerçek vardı ki:
O da; ikisinin de çok üzgün olduklarıydı...

Gökyüzündeki iyilik melekleri bile ağladılar
onların durumlarına ama ne fayda...

Ertesi gün yıldız olanları en yakın dostu periye anlattı...
Periyse göstermelik bir hüzne büründü...
Eline büyük bir fırsat geçmişti. Artık hayatı boyunca
kıskandığı kişiye karşı kozları vardı elinde.
O kişi, en yakın dostu yıldız olmasına rağmen
kullanacaktı kozlarını... Hem de büyük bir zevkle...

Bulutun yanına gitti ve yıldızın artık onu sevmediğini
söyledi. Bulutsa üzüldü, boynunu büktü ama elinden
hiç bir şey gelmeyeceğini düşündü...
Çünkü yıldız inatçıydı..
Bir kere olmaz dediyse, bir daha olur demezdi.
Peri de bulutun bu üzgün durumundan yararlanıp
ona olan sevgisini itiraf etti...
Bulut da kimseyi kıramadığı için perinin,
yıldızının yerine geçmesine izin verdi...

Yıldız, günlerce bulutunun dönmesini,
ondan af dilemesini bekledi... Ama bulut gelmedi.
Bir gün yıldız, bulutun yanına gidip,
konuşmaya karar verdi. Gece yola çıktı.

Bulut, dostu sandığı periyle birlikte ayda eleleydi...
Melekler dayanamayıp, tüm olan biteni anlattılar yıldıza...
Çok üzüldü ve çaresiz, döndü arkasını gitti...
Yavaş yavaş sönmeye başladı...

O günden sonra yıldız söndü, ışık veremez oldu..
Bulutsa artık ne o kadar pembe, ne de o kadar kadifeydi.

Yıldız, ilk zamanlar her şeyden vazgeçti, hayata küstü...
Ama kolay pes etmezdi.
Kısa bir süre sonra hayatıyla ilgili o önemli kararı verdi.

O güne kadar hiç görmediği güneşin yanına gidecekti
ve biraz daha ışık isteyecekti ondan. Çok geçmeden
daha önce hiç görmediği güneşin yanına gitti...
Ondan yansıtması için biraz daha ışık istedi...
Güneş ışık yerine sevgisini verdi yıldıza...

O gün bu gündür yıldız,
dünyaya güneşin sevgisini yansıtır....
Bulutsa; hep gözyaşlarını akıtır dünyaya...
Bir de yüreğinde kopan fırtınaları...

Y. Bilinmiyor


yagmurlubirgun - murat ince-cekil git
blog post MUCİZE
Category: Nisan Yağmur/-u ve Sen ... Bi de camurlu yurek ..
Posted: Apr 17, 2009 at 2:51 PM
By rengin
click to comment

MUCİZE


solgundu ışıklar
kırk altıncı kattan yansıyan
şehrin gizemli siluetinde
karabasan uykuların çığlıklarında
yarasa öbekleri uçuştu dört bir yana

kan ter içinde uyanan insanlar gördü/duydu;
tüm ihtişamıyla renkleri vuran
şafağın hazin öyküsünü
bir anlık yaşamdan payını alan
imkânsızı olası kılan
alacakaranlık düşlere
seyirci olurken

“ Her kadının kalbi odunları çatılmış bir ocağa benzer. Tutuşturmasını bilen bir el sıcaklığının zevkine varabilir. “ Çok uzun zaman önce okuduğum bu söz hep aklımdadır. Sanırım zor gibi gözüken ama aslında çok kolay bir yol olsa gerek. Ve biz hep o elin sahibini ararız.

Kadın, kendi yolunda yürürken gölgesinden başka eşlik edeni yoktur, yalnızdır. Çok azımız aradığı kişiyi bulmuştur. Teselliler ile avunur, eksikleri kapatmaya, görmemeye çalıştıkça büyüyen uçurumun kenarından kendimizi atarız aslında. Ruhumuzun derinlerini çözebilen kişiyi kaçımız bulabildi?

Kadının kalbi bir parmak mesafesi kadar yakınken ona dokunmayı bilemeyen yanlışlar ile katılaşır. Kadının kalbi akıttığı gözyaşlarının ıslaklığı ile yeniden yeni yaşama doğru güçlenir. Ve bir kadının kalbi ruhunu teslim alacak adam için kendini saklar.

Bizim hikâyemizin diğer birçoğundan farkı burada işte. Biz birbirimizi tanımazken önce yüreklerimiz sevdi birbirini, ilk onlar bakıştı. Karanlık gecelerde ışık olduk birbirimize. Yüreklerimizin ilk temasıydı renkler. O temasın etkisiyle cesaretlenen parmaklarından dökülenler bende biraz şaşkınlık biraz da tebessümlere gebe mutluluk yaratmıştı.

Çoğalan umutlarla düşsel gecelere hazırladık evlerimizi. Fonda uzak doğunun gizemli, tılsımlı tınıları ve kokularıyla ruhsal keşfe çıktık birbirimizde. İki ayrı insanın kendi coğrafyalarında bulduğumuz her koordinat bizi daha da umutlandırdı. O kadar birbirimize benziyorduk ki ruhlarımızın izdüşümünde birbirimizi gördük.

Sen ben, ben sen oldukça korkularımız büyüdü. Kendi hayatlarımız, seçimlerimiz ve hatta hatalarımız vardı. Kaoslarımız içinde kaybolmamak için verdiğimiz savaşı ayrı yollarda aynı zamanda yaptık. Her puslu sabaha uyanıp ve yenik düşüp hoşça kal dediğimizde bir kez daha öldük ve birbirimize daha çok bağlandık.

Düşlerimizde buluşan ruhlarımızı soyduk birlikte. Tüm çıplaklığı ve saflığı ile buluttan döşeklere bıraktık ne iki insanın en önemli iletişim aracı olan konuşma, ne göz teması, ne de tensel temas vardı aramızda. Ruhlarımız dokunuyor, onlar sevişiyordu. Sadece ruhlarımız.

Sen benim mabedim, ben senin sığınağın olmuştum. Kaçışlarımızda yakalandığımız duygu sağanakları ile ıslanırken gökkuşağının gizemi vuruyordu satırlarımıza. Rengârenk boyamaya başladık dünyamızı. Renkli çiçekler ekerken bahçemize ısırgan otlarını, ayrık otlarını temizledin. Ellerindeki çizikleri öptüm. Tüm yıldızları serpiştirdim patika yolumuza. Yıllarca kalınlaştırdığım kalkanlarımı söküp korkuluk yaptım bahçemize.

Ayın şavkının vurduğu küçük koyumuzda, yüreklerimizin temasıyla uyanan ruhlarımızın buluşmasından sonra gözlerimiz buluştu ilk kez. Aşkı üç yerden bulmanın sarhoşluğu ile yanan mantığımız ilahi güçlere sığındı. Yüreklerimizin, ruhlarımızın ve bedenlerimizin aşkı ile biz bunun adını mucize koyduk.


Rengin Alacaatlı




Nyfes - Stamatis Spanoudakis

yagmurlubirgun
Sana dokunmak bir mucizeydi, seninle olmaksa bir mucizeyle yaşamak..

Gün geceye döndüğünde seninle olmak öyle güzel ki. Bütün bir gece
seninle aynı havayı solumak, dinlediğim şarkılarda seni bulmak. Gündüzümde
insanlar, mücadele, kavgalar, çirkinlikler var belki ama gecemde sadece
sen ve ben… Belki bu yüzden geceyi sevişim. Sadece sana ait gecelerim,
tıpkı kalbim gibi...

Dün gece yine uzandı elim telefondaki tuşlara. “Aradığınız numara
kullanılmamaktadır” Gülümsedim ve iletilemeyeceğini bile bile defalarca
mesaj gönderdim. Her “iletilemedi” raporunda sanki “Buda geçecek. Geçecek
değilmi biriciğim?” cevabını okudum…

Aradım seni. “Ulaşılmaz” olduğunu bile bile aradım seni. “Ulaşılır”
olsaydın keşke. Keşke biraz daha çok gülebilseydik yaşamın bize
yaptıklarına. Keşke “Sen” yine yanımda olabilseydin. Keşke şu iç çekmeler
olmasaydı. Acı olmasaydı keşke… Keşke… Keşke… “Keşke” kelimesini bilmese,
öğrenmeseydik.

Hayata tek bağımdı aşkın… Gelirdim yanına sokulurdum… Tüm dertlerden ,
kederlerden uzaklaşırdım gözbebeklerinde kendimi gördüğümde… Nerden
bilebilirdim ki bir gün o gözlerde kaybolacağımı… Umutlarımın,
hayallerimin, sevgimin, beklentilerimin, inançlarımın yok olacağını… Nerden
bilebilirdim ki; o seyretmeye doyamadığım gözlerinde ölümün beni beklediğini…

Oysa ben ayrılığı hiç düşünmezdim. Aklıma gelmezdi sensiz sabahlamak.
Sen varken fark etmezdim mevsimlerin döndüğünü. Meğer ellerime kar
yağabilir, gözlerime bulutlar değebilirmiş. Sen benim mucizemdin. İşte o
mucizeye dokunmak, aslında seni sonsuza dek kaybetmekmiş. Bunu da
öğrendim...

Aradım seni Canım. Ulaşılmaz olduğunu bile bile aradım. Seni henüz
özlemiş de değilim, yanlış anlama beni. Ne zaman özlerim bilmiyorum. Hâlâ
benimlesin ve hâlâ gecelerim senin; tıpkı kalbim gibi….
(Alıntı)
----------------------------------------------------------------------------
I had to touch a miracle, a miracle is to be with you to live with ..

Back to the day when the night is so beautiful with you. All the night
to breathe the same air with you, listening to the song to find you. Day I
people, fight, fights, there are ugliness, but maybe only in my night
Perhaps this is why you and me ... I love the night. Only the night belongs to you,
just like my heart ...

Last night was again extending the hand of the keys on the phone. "Seeking ID
are not used "is not smiles knowingly and repeatedly transmitted
messages sent. Each could not be transmitted "in reports like," This will pass. Will
My right one? "I've read the answer ...

I called you. "Transportation is not" even know that you called. "Is reached"
if only we had that. I wish I could laugh a little more of life to us
to do. I wish "you" could still be on my side. I wish to capture these internal
did not exist. I wish ... I wish ... I wish the pain would be ... "I" do not know the words,
did not know.

Life was more than one link, I would ... ... a wide berth to have the income of all the troubles,
I see my baby, he would look away from grief when ... Where
I could have known that one day it would disappear ... in the eyes of hope,
of my dreams, of love, expectations, beliefs will not of ... Where
I could have known that in the eyes of death waiting for me to watch that ... I do not fill

Yet I would not ever think about separation. I did not wake without you.
Return of the season when you would not notice. Fact to hand profit
may oil, could touch the clouds to my eyes. You 're my miracle. Here o
miracle to touch, in fact you lost forever. We
I have learned ...

Can I call you. I know you know is not reached between. I still
not have to miss my misunderstanding me. I do not know when extracts. Still
you 're with me, and still the night, just like my heart ....
(excerpt)


Brides/Nyfes - Stamatis Spanoudakis
Photobucket
Nisan Yağmur/-u ve Sen ... Bi de çamurlu yürek ..



Yağmur Yağıyordu Kentime ..
Ve Yağan Yağmur Coşturuyordu Denizimi ..
Dalgalarım Çarptıkça Kıyıya ..
Yüzü Gülüyordu Gönül Limanımın ..
Tebessüme Yakın , İşgale Uzak ..Yağmur yağarken şehrime ..
Ben Yağmurun Altında Kalmak İstercesine Bakıyordum ..Gökyüzüzün Derinliğine ..
Üşüyordum Biraz , Yağmur dokununca Tenime ..
Bazen Yağmur gözlerime iniyordu ..Gökyüzüne Bakarken ..
Gözbebeklerime Kaçan damlaları anlatayımmı sana ..
Tenime dokundugunda gelen üşümeyi göstereyimmi ..Dışı ıslak , İçi sen olan bir ten ..
Bende ağlıyordum bazen gökyüzüyle beraber ..o şimşek çaktırırken yeryüzüne ..
Ben seni çakıyordum yüreğime ..O bütün insanlara ağlıyordu ..Bütün Sevdalara ..
Bense sadece sana ..

Bazen de korkuyordum yağmurdan ..
Kaçıyordum istemeden ..
Ayaklarım bilmediğim yerlere sürüklüyordu beni ..
Yorgun adımlarla, yorgun bedenimle dolaşıyordum sokaklarda ..
Biz yürüdükçe hızlanıyordu yağmur, şiddetleniyordu ..
Yağmurum sen isen ..Boşver ıslanayım ben ..
Şiddetlen ben kaçtıkça üstüme ..Çek beni sokaktan sokağa ..
Dolaştır bütün şehri ıslaklığınla ..Senin yağdığın sokaklarda ..
Ben kaç gece yalnız yürüdüm ..
Kaç defa ayağım takıldı da düştüm yere ..
Kaç defa çamura bulandı yüreğim ..
Kaç defa ..
Kırık ayağımla ..Çamurlu yüreğimle ..Kaç defa seni aradı gözlerim ..
İmkansızlıklar içinde olsam bile ..Senden vazgeçmesini öğrenemedim ..
Yerden kalkmaya çalışırken , kırık bacakla !
Ve çamurumu silmeye çalışırken , çamurlu ellerimle !
Çıksan karsıma , İçimden dedim keşke çıksa !
Veya ıslak ıslak gezerken sokakta ..Seni görse gözlerim ..
Yüreğimi sobeler gibi çıksan karşıma ..
Veya aksamüstü yağmurun başladığı sıra ..
Parktaki bankta otururken görsem seni ..
Sessizce ben de otursam yanına ..

Keşke!

Olsa ..........

Gecede Yine senle birlikte çamurlu yüreğimde ..
Sarılacağım çamurlu ellerimle hayaline ..
Yüzüne değecek ıslak ellerim ..Böyle geçecek günlerim , ağlayarak ..
Arayarak ..Bulamayarak ..
Başka gecede , başka bi yağmurda bulusmak üzere ..
Şimdilik ayrılıyorum senden ..Çamurum kurusun biraz ..

Eğer hatırlarsa beni yüreğin ..görürse gözlerin bi köşe başında ağlarken ..
Kıvır yüreğini ve gel yanıma ..
Gel ..

Tut ellerimi ..Sarıl yüreğime ..Dindir artık bu yağmuru ..Dindir gözyaşlarımı ..

Gelmeden önce yüreğime haber ver ..

Çamurlu çıkmasın önüne .............

(Bırakın gökyüzüne yağmuru,gözünüzden damlamasın)
------------------------------------------------------------------------------------------------

Rain and You ... A muddy hearts ..



It was raining in my city ..
And the rain would inflame my Sea ..
Multiply the face of the waves to the coast .. would love Rose's Port ..
Close to smile, to the occupation, when rains remote .. my city ..
I want to stay in the rain of gold will be .. I was deep in the sky ..
I was cold, the rain touch my skin ..
Sometimes the rain was in to my eyes .. you look to the sky ..
Let me tell you how many drops to my eyeball with you ..
Let me show you touch my skin to the cold .. Off the wet, you are in a ten ..
I was crying with the sky .. that lightning sometimes crash into the earth ..
.. O my heart I was going down I was crying all the people .. to all .. I Love you .. if only
Sometimes I was too afraid to ask was how the rain .. ..
My feet were dragging me to places I do not know ..
We tired, tired, my body was walking on the street ..
We were walking speed, the rain, would exacerbate ..
Fuck you .. I wet rain isen ben ..
As I run on top of me .. Check me stronger in the streets from the streets ..
Is around the whole city .. you fat with moisture in the streets ..
How many nights I walked alone ..
How many times my feet got stuck to drop ..
How many times was found in the mud My heart ..
How many times ..
Broke my foot .. .. How many times you call my heart was muddy eyes ..
Even in the impossibility to give up .. I did not know ..
Ground trying to get up, with broken legs!
And when trying to delete my mud, muddy with my hands!
I could out against, I said, if only out of the classroom!
Or when you walk in the streets .. I see you, but wet wet eyes ..
I like to touch my heart for you ..
Or the start of the afternoon when the rain ..
While sitting on the bench in the park if you see ..
I sat quietly next to me ..

Sharp!

If ..........

Night together with you again in my heart muddy ..
I will cling to the dream with my muddy hands ..
Wet hands to touch your face .. It will be days, in tears ..
Search did not find the .. ..
Other overnight, to meet another in the rain ..
I let the mud dry a bit I am leaving you for now .. ..

If you remember me .. saw the eyes of his heart at the beginning of the network in a corner ..
My heart and twisting it next ..
Come on ..

Hold my hands .. .. Religion is a hug to my heart now is the tears rain .. Religion ..

Before you let my heart come ..

Let out the muddy .............

(Let the sky rain, the drops in your eyes Do not)


Brides/Nyfes - Stamatis Spanoudakis
blog post DUMAN ALTI SOLUKLAR
Category: YAĞMUR ÖPMELİ DUDAKLARIMDAN
Posted: Mar 20, 2009 at 8:33 AM
By rengin



DUMAN ALTI SOLUKLAR


(şimdi seninle denizin en derin noktasında bir dalga üstündeyiz
sorma neden bu heyecan kalbi zorlayan, sanma ki dalga yüksekliğidir)

*

gözlerine denizleri yerleştiriyorum
sonra ellerin dalga oluyor birden
bulutlar silinirken gökyüzünden
istiridyenin içindeki kum tanesiyim
bir damla yağmur sonrası kapanacak gibiyim aşka

*


anlıyor musun Yusuf, neden sevdim bu kadar
sevda, sabahsız gecelerin ışığı idi bir gülümsemenin esiri
yılları aldı yamacına, bir dokunuşa hasret bakışları yollara yazdı
karanlığı bekleyen boğma rakı ve keyfi ciğerde titretmek
dudak payında buluşmak gibi tinde ten, tende ter olabilmek

duman altı sarhoş olup, soluksuz sevişmek
sarhoş sevişip, soluksuz duman altı olmak
duman altı sevişip, sarhoş olmak soluksuz…

gözlerim… ahh gözlerim beklemiyor gün doğumunu
bir ben bilirim yüzünün resmini gömülen yastığa
arka bahçende solan çiçekleri yak yüreğinin ocağında
ama uzaklara dalan gözlerime düşmesin sis

neden böylesine sessizsin
ört üstümü, ört
yağmur yağacak birazdan
sen, ben, hepimiz bekliyoruz
çörek otu bir de börtü böcek
çitlembik çiçeklenecek
…/kapı açık mı dersin?


anlıyor musun Yusuf
neden ıslandım yağmurda
ay tutulması gibi aşka
bir fitil olmayı isterdim ateşin kökünde
oysa hayat kısa
ve öyküsüzdü
öksüz yanımda
ve beklemeden bademin meyvelerini
arka bahçeye dikildiğim her ıssızlığımda
ne zordu yeşillenmek aşk/konmaz dallarda

bana güvercinler bağışla, duman altı rengin
rengin, bana güvercinler bağışla duman altı
beni bağışla rengin, duman altı güvercinler…

ellerim… ahh ellerim yazamıyor
artık dağılıyor mürekkep kırışık parşömenlerde
kanatları ıslak kuşların, bu bahar posta bekleme

neden böylesine durgunsun
sar beni, sar
gök gürleyecek birazdan
sen, ben, hepimiz bekliyoruz
çörek otu bir de börtü böcek
çitlembik çiçeklenecek
…/gökyüzü açık mı dersin?


anlıyor musun Yusuf
neden gidemem
onbir yıldız ve güneş ve ay
secde ederken
her dizede hece,
her hecede sestim
ince bir hattı intihar çoktan aşılacak
taş olmayı seçtim o kuyuda
çığlığını emen taşlar hatta karanlık da
yürü şimdi çıplak ayaklarınla kumsalda
ben gelirim onların ardından, dalgalar silmeden
çırılçıplak yürüyeyim gidilecek yollardan

uzakta ışıkları parlasın duman altı şehrin, harelerle aydan
aydan duman altı ışıklar parlasın, uzakta harelerle şehrin
duman altı harelerle uzakta, şehrin ışıkları aydan parlasın…

hislerim… ahh hislerim ulaşamıyor savruk duygulara
baharatlara bulanmış kokusunu getirsin gece ayazları
yastığımda kalan gülüşlerinin sırrını anlatsın martılar

neden böylesine soğuksun
sakla beni, sakla
fırtına çıkacak birazdan
sen, ben, hepimiz bekliyoruz
çörek otu bir de börtü böcek
çitlembik çiçeklenecek
…/deniz açık mı dersin?


*

çiğne ayaklarınla göğsümü, duman altı soluklar olsun
haydi şimdi konuş ve dokun, dokun, bana dokun
beni bam telimde kim vurur, ah bir anlasan
son Yusuf da gitti, bir de sen gitme sakın


*

(yağmur dindiğinde, bulutlar gitmez belki ama ben gidiyorum
fırtınalarımı alıp yanıma, şimşeklerini de ver bana)

RENGİN ALACAATLI



Va vis et deviens - Armand Amar
RssFeed

Recent Forum Activity

Title
 
Replies
 
Last Updated
 
6
 
Aug 7th, 6:48pm
 
5
 
Jun 7th, 11:58pm

Featured Song

To listen to music and watch video on imeem, you'll need at least Macromedia Flash Player 9 and JavaScript enabled in your browser.

Featured Music Playlist

To listen to music and watch video on imeem, you'll need at least Macromedia Flash Player 9 and JavaScript enabled in your browser.

Latest Blog Posts

Post
 
Date
Bulutla Yıldız... (10 comments)
 
Aug 25th, 10:37am
MUCİZE (10 comments)
 
Apr 17th, 2:51pm
 
Apr 16th, 3:24pm
 
Apr 16th, 11:32am
DUMAN ALTI SOLUKLAR (1 comment)
 
Mar 20th, 8:33am
MOR KELEBEK (1 comment)
 
Jan 25th, 10:04pm
OLAY YERİ İNCELEME (3 comments)
 
Jan 21st, 11:45pm
MAVİMSİ KADINLAR (3 comments)
 
Jan 14th, 12:34am
 
Dec 16th, 4:45pm
ASU (6 comments)
 
Nov 27th, 5:14pm

Music

order by: date | name
Listen to a playlist of yagmurlubirgunicingulumse's Music
1 2 3 4 5 Next

Recent Media

Gonul-sultan carpet
(0 songs)
Jul 7th, 8:36am
    yagmurlubirgun - In Your Green Eyes
    (Duration: 3:49)
    May 18th, 10:48pm
    yagmurlubirgun - Diaspora (instrumental)
    (Duration: 4:22)
    May 18th, 10:48pm
    yagmurlubirgun - enya-caribbean blue
    (Duration: 4:00)
    May 18th, 10:45pm
    yagmurlubirgun - RESKO
    (Duration: 4:54)
    May 18th, 10:36pm